Tatmin edici bir hayatın ne olduğunu bildiğini düşünebilirsin. Belki de iyi bir eğitim, yüksek maaşlı bir iş ve bir ev sahibi olmayı içeren bir yaşam hayal ediyorsundur. Ancak bu geleneksel yaşam tarzı her zaman gerçek mutluluğun anahtarı mıdır? Daha derinlemesine düşündüğünde, insanların bu şekilde düşünmeye koşullandırıldığını fark edebilirsin. Bu durum rahatsız edici görünebilir, ancak Shaman Durek bunun hayatın bir gerçeği olduğunu savunuyor. Hayatın boyunca, Durek’in “matris” olarak adlandırdığı bir sistem tarafından bu tür arzulara yönlendirildin. Matris, sessizce yaşamlarımızı şekillendiren belirsiz bir kurallar bütünü olarak tanımlanır. Etkisi oldukça güçlü olmasına rağmen, bu sistemi sorgulayanların sayısı oldukça azdır.
Matrisin temel işlevi, bizi sıradan bir varoluşa yönlendirmektir. Eğitimden üniversiteye, iş hayatından ölüme kadar uzanan düz bir çizgide ilerlememizi sağlar. Ancak matris yalnızca bu doğrusal hareketi kontrol etmekle kalmaz; aynı zamanda bizi etnik köken, cinsiyet ve dini inanç gibi faktörlere dayalı kategorilere hapseder. Bu kategorilerde, bize benzer insanlarla kalmamız gerektiği öğütlenir. Farklı olanı deneyimlemekten ve dünyanın sunduğu çeşitliliği yaşamaktan kaçınmamız gerektiği konusunda uyarılırız.
Ne yazık ki, matris bizi bu tekrarlayan yaşam döngüsünde uyuşturur. Sağlığımızı bozan zararlı yiyeceklerle ve acılarımızı unutmamıza yardımcı olan ilaçlarla bizi etkisiz hale getirir. İçimizde, bu rutin yarışta tatmin edici bir şey elde edemediğimizi hisseden birçok kişi vardır. Ancak sağlıksız yiyecekler, alkol ya da kafein bu tatmini sağlayamaz. Peki, neden matrisi parçalamıyor ve daha özgürleştirici, daha anlamlı bir yaşam sürmeye başlamıyoruz? Bunun cevabı, matrisin sahip olduğu korkutucu güçte saklıdır.
Shaman Durek’e göre matris, gölgelerin bir aracı olarak işlev görür. Gölgeler, evrende sevgiye karşı çıkan her şeyi kapsar. Karanlık, insanları sarar ve çatışmayı, yalnızlığı teşvik eder. Her şeyi kesinliklerle algılamamızı sağlar; gri alanlara yer bırakmaz. İyi ya da kötü olarak kategorize etmeye başladığımızda, genellikle çatışma ve mutsuzluk ortaya çıkar. Matrisi ortadan kaldırmak için birleşmek yerine, birbirimizle çatışmaya gireriz.
Ancak matristen kurtulmak mümkündür. Yakında şamanizme dair daha fazla bilgi edinecek ve kendimizi özgürleştirmenin yollarını keşfedeceğiz.
Birçok insan, geçmeyen ve doktorların açıklamakta ya da tedavi etmekte zorlandığı kronik ağrılarla yaşar. Bu acılar, bazıları için bir ömür boyu sürebilir ve çoğu zaman kaynağı ya da nasıl hafifletileceği anlaşılamaz. Şamanlar, bu tür kronik ağrıların kökeninin, vücudumuzun hücrelerinin derinliklerinde saklı olduğuna inanır. Bu acının, benzer deneyimleri yaşamış olan atalarımızdan miras kaldığı düşünülmektedir.
Batı kültüründe yaygın olan inancın aksine, şamanlar atalarımızın fiziksel dünyayı aşarak hâlâ var olduklarını ve yaşamımız boyunca yanımızda yürüdüklerini algılar. Zamanın lineer bir kavram olmadığını ve farklı boyutların bir arada var olduğunu kabul ederler. Buradaki temel mesaj şudur: Atalarınızla bağlantı kurarak kronik ağrılarınızı hafifletebilirsiniz.
Şaman Durek’e göre, birçok eski insan soyu ve kabile, genetik yapılarında çözülememiş atamsal acılar taşır. Bu acılar, sonunda mevcut nesilde fiziksel ya da duygusal sıkıntılara yol açabilir. Bu nedenle, kendi acınızı iyileştirmek için atalarınızın acılarına da dokunmanız gerekir. İyileşme süreci, atalarınızla olan bağınızı güçlendirmekle başlar. Bazı kültürlerde bu bağ doğal bir şekilde kurulur. Örneğin, Meksika’nın Día de los Muertos (Ölüler Günü) geleneğinde, insanlar atalarını hediyeler, yiyecek ve içeceklerle onurlandırır.
Atalarınızla bağlantı kurmak için kendi ritüelinizi oluşturabilirsiniz. Bunun için iletişim kurmak istediğiniz bir atasının fotoğrafını ya da resmini bir altar üzerinde sergileyin. Onların hoşuna gideceğini düşündüğünüz hediyeler sunun ve aynı zamanda kendi dileklerinizi temsil eden nesneleri de ekleyin. Onuruna bir mum yakın ve bunu altarın üzerine yerleştirin.
Ne yazık ki, yalnızca fiziksel acılar değil, kötü inançlar ve davranışlar da önceki nesillerden miras alınabilir. Atalarınızın zararlı inançları, kan bağı boyunca aktarılabilir ve yaşamınızı etkileyebilir. Örneğin, bir büyük-büyük dedenin para konusundaki olumsuz düşünceleri, ailenizin maddi zorluklar yaşamasına neden olabilir. Bu inançlar, sizin para hakkındaki düşüncelerinizi de şekillendirebilir.
Birey, kendi tutumlarını fark ederek ve dönüştürerek bu zararlı atasal inançlardan kurtulabilir. Bu dönüşüm yalnızca size değil, aynı zamanda ailenizin her kuşağına – geçmiş, şimdi ve geleceğe – fayda sağlayacaktır.