Toplum, genellikle isyankar kızların karşılaşacağı sonuçları ön plana çıkarır. Örneğin, Kırmızı Başlıklı Kız masalını ele alalım; bu hikayede kız, kendisine verilen talimatları hiçe sayar, patikadan ayrılır ve ormana girer. Peki, onu ne bekler? Korkutucu Büyük Kötü Kurt. Masalın mesajı nettir: Kurallara uymak şarttır ve genç kızlar fazla meraklı olmamalıdır. Ancak Abby Wambach, hayatına ve başarılarına dönüp baktığında, bu geleneksel masalda kendisiyle örtüşen bir gerçeklik bulamaz. Aksine, onun hayatındaki en anlamlı ve ödüllendirici anlar, Kırmızı Başlıklı Kız gibi sıradan yoldan sapmaya cesaret ettiği zamanlarda yaşanmıştır.
Örneğin, gençlik yıllarında Wambach erkeklerle ilişki yaşadı. Neden mi? Çünkü çevresindeki norm buydu. Ancak bu ilişkiler sırasında bir şeylerin eksik olduğunu hissetti ve lise yıllarında homoseksüel olduğunu fark etti. Ailesinin tepkisinden çekindiği için bu gerçeği önce kendisinden bile sakladı. Ancak lise son sınıfta aşık oldu ve sonunda cinsel yönelimini kabul etti. Bu, onun için toplumsal normlara meydan okuyarak duygularını takip ettiği ilk deneyim oldu.
Wambach’ın hayatındaki rol modeller, genellikle kendi yollarını çizen kadınlardı. Örneğin, onun etkileyici spor kariyeri, kendisinden önce gelen öncü kadın futbolcular sayesinde mümkün hale geldi. Bu kadınlar, futbolun yalnızca erkeklere ait olduğu fikrini reddettiler, Title IX yasasını savunarak eşitlik için mücadele ettiler, profesyonel kadın futbol liglerini kurdular ve emeklerinin adil bir şekilde karşılanması için çaba gösterdiler.
Wambach, başarısının ve mutluluğunun büyük bir kısmının, toplumsal beklentilere karşı gelerek isyan etmesinden kaynaklandığını fark etti. Bu nedenle, şimdi tüm kadınların Kırmızı Başlıklı Kız gibi kurallara uymak yerine, kurt gibi olmaları gerektiğine inanıyor: güçlü, cesur ve kararlı.