Kitap özeti
Markus Zusak is a best-selling Australian author who has won numerous prizes and honors and has topped lists such as Amazon.com and the New York Times bestseller list. He is the author of six books and has been translated into languages around the world.
Himmel Strasse'deki çatışma, tüm sağlıklı erkeklerin Alman ordusuna katılmak üzere seferber edilmesiyle sürer. Bu erkeklerin kaderleri birbirinden oldukça farklıdır. Frau Holzapfel'in oğulları Michael ve Robert, Stalingrad'a gönderilir. Robert hayatını kaybederken, Michael ağır yaralanmasına rağmen hayatta kalmayı başarır. Hans ise iki kez ölümden kıl payı kurtulur; ancak kampa dönüş yolunda bir kamyon kazasına karışır. Bir bacağı kırılmasına rağmen evine döner. Öte yandan, Hans Junior, Rosa ve Hans'ın oğlu, Doğu Cephesi'nde savaşırken hayatını kaybeder. Himmel Strasse'deki bombalamalar devam eder ve mahalle sakinleri yeraltı sığınaklarına inmeye zorlanır. Ancak Frau Holzapfel, derin bir keder içinde, onlara katılmak istemez ve masasında oturmayı tercih eder. Bir bombalama sonrasında, Liesel ve Rudy, enkaz arasında yaralı bir pilota rastlar. Ölüm geldiğinde, Rudy, pilotun son anlarında ona bir oyuncak ayı uzatır. Bu anın ardından kısa bir sessizlik yaşanır; fakat bu sessizlik, Michael'ın intiharı ve Max'in yakalanmasıyla bozulur. Liesel, Yahudi mahkumlar arasında Max'i arar ve sonunda onu bulur. Max, yakalandığını ve Stuttgart'tan Dachau'ya transfer edildiğini anlatır. Liesel, Max'i kucaklar ve birlikte "Word Shaker" hikayesini hatırlarlar. Liesel, Rudy ile öpüşmek istese de Rudy onu uzaklaştırır ve Max, Dachau'ya götürülür. Liesel, Max'in daha önce saklandığı yerde kendi kitabını yazmaya başlar. Himmel Strasse'nin hikayesi, bir patlama saldırısıyla sokak tamamen yok olduğunda ve birçok kişinin hayatını kaybetmesiyle ani bir şekilde sona erer. Ölüm, ölenlerin ruhlarını alırken, yalnızca Liesel'i bodrumda korur. Yıllar sonra, Ölüm, Liesel'in yazdığı el yazmasını ona geri getirir ve son yolculuğunda ona eşlik eder. Bu sırada, insan doğasının karmaşıklıkları üzerine konuşurlar ve Ölüm, insanlığın çelişkili nitelikleri üzerine düşüncelerini paylaşır.
1942 yılının dondurucu kışında Max, sıcak kalmak için çabalasa da, yaptığı şınavlar işe yaramaz. Elleri hâlâ uyuşuk ve titrek bir halde kalır, sonunda ağır bir şekilde hastalanır. Komaya girdiğinde, Liesel büyük bir endişe duyar. Onu uyandırma umuduyla dışarıdan çeşitli hediyeler getirir. Ona gökyüzünden güzel bir bulut vermeyi hayal etse de, bunun yerine bulut hakkında yazmayı tercih eder. Bu deneyim, Liesel’in yazmaya olan ilgisini daha da körükler. Bu süreçte Belediye Kütüphanesi'nden bir başka kitap çalar ve Max komadayken ona bu kitabı okur. Max sonunda uyanır, ancak Nazi rejiminin sıkı kontrolü nedeniyle durumu hâlâ büyük bir tehlike altındadır. Liesel, kitap çalma alışkanlığını sürdürür ve Belediye Başkanı’nın kütüphanesinden daha fazla kitap alır. Bu sırada Rudy, Hitler Gençlik atletizm şenliğine katılır, ancak iç dünyasındaki çatışmaları Liesel’e açar. Bombalar Himmel Strasse’ye düştüğünde, mahalle sakinleri sığınak ararken Max saklanmak zorunda kalır. Liesel, komşusuna kahve karşılığında okumayı sürdürür. Hans, bir Yahudi mahkûma ekmek verdiğinde olaylar talihsiz bir şekilde gelişir ve Max’in güvenliği ciddi bir tehdit altına girer. Bu durum, Max’in ayrılmasını zorunlu kılar. Rudy’nin babası ve Hans askere alınır. Liesel ise Max’ten duygusal bir kitap alır. Savaşın dehşeti her geçen gün daha da büyürken, kelimeler insanların birbirine bağlanmasını sağlamaya devam eder. "Yazı Kumandandır" adlı yapıtta ifade edildiği gibi, kelimelerin şiddetten daha güçlü bir etkiye sahip olduğu vurgulanır.
Devamını okumak için uygulamamızı indirebilirsiniz: