Bu durumu sık sık yaşıyor musunuz: Önemli bir belge üzerinde çalışırken aniden yeni bir e-posta bildirimi alıyorsunuz. Ne yapıyorsunuz? Büyük olasılıkla, çoğu insan gibi, üzerinde çalıştığınız belgeyi bırakıp e-postaya yanıt veriyorsunuz. Peki neden? Çünkü zihinlerimiz tahmin edilemez bir şekilde çalışır. Günümüzde, tweet'lerden e-postalara, mesajlardan diğer bildirimlere kadar sürekli bir bilgi bombardımanına maruz kalıyoruz. Yeni bir veri geldiğinde, dikkatimizi dağıtmadan onun önemini anlamamız zorlaşıyor. Örneğin, e-posta gelen kutunuz yeni bir mesajı bildirmek için bir ses çıkardığında, onu kontrol edene kadar önemini fark edemiyorsunuz. Bu nedenle, sürekli dikkatimiz dağılıyor ve bu durum, uzun süreli olarak önemli görevlere odaklanmayı oldukça güçleştiriyor.
Aynı zamanda, sürekli gelen yeni bilgiler ve görevler, tamamlanan iş miktarını bir üretkenlik göstergesi olarak öne çıkarıyor. Örneğin, satış elemanlarının satış kotası ya da öğretmenlerin öğrenci başarı hedefleri gibi. Ancak, tamamlanan işlerin sayısı her zaman güvenilir bir ölçüt değildir. Çok sayıda e-posta göndermek ya da birçok toplantıya katılmak, çalışanı verimli hissettirebilir; fakat bu, yapılan işin kalitesini yansıtmaz. Daha doğru bir üretkenlik ölçütü, belirlenmiş önemli hedeflere doğru kaydedilen ilerleme ile değerlendirilmelidir.
Bu miktar odaklı yaklaşım, aynı zamanda günlük görevlere fazlasıyla dalmamıza ve daha geniş yaşam hedeflerimizi gözden kaçırmamıza neden olabilir. Örneğin, bir yazar olmayı hedefliyorsanız ancak iş yerindeki dikkat dağınıklıkları nedeniyle sürekli bölünüyorsanız ve düşük verimliliği telafi etmek için akşamları çalışmak zorunda kalıyorsanız, hem işte hem de evde daha iyi organize olmanız, odaklanmayı geliştirmeniz ve kişisel hedeflerinize ulaşmanız açısından kritik önem taşır.