Kitap özeti
Nathaniel Hawthorne was a nineteenth-century American writer and diplomat. Born in Salem, Massachusetts – the town infamous for its execution of 19 people on allegations of witchcraft in 1692 – Hawthorne’s great-great-grandfather was actually one of the judges who condemned the accused. The guilt he felt over this had a profound influence on his writings, which include the novel The Scarlet Letter (1850) and the short story “The Birthmark”(1846).
Ertesi sabah Salem'e dönen Goodman Brown, köy halkının günlük işlerine devam ettiğini gözlemler; ancak bir önceki gece yaşadıkları, bu insanların gerçek doğasını sorgulamasına neden olur. Gördüklerinin bir rüya mı yoksa gerçek mi olduğunu anlayamayan Brown, zihinsel bir karmaşa içindedir. Goody Cloyse’un yanındaki bir çocuğu kurtarmaya çalışması, aklındaki endişenin boyutunu gösterir. Faith’e karşı soğuk ve mesafeli davranarak onu görmezden gelir ve bu noktadan itibaren şüphe ve mutsuzlukla dolu bir hayata sürüklenir. Toplumdan uzaklaşır, çevresindeki herkese güvensizlik besler ve yalnızlık içinde bir ömür geçirir. Sonunda umutsuzluk içinde ölür ve bu trajik son, katı Puritan inançlarının insan ruhu üzerindeki yıkıcı etkilerini ortaya koyar. Hawthorne, hikaye boyunca dar görüşlü ve yargılayıcı bir dünya görüşünün insanları hayal kırıklığına ve umutsuzluğa sürükleyebileceğini güçlü bir şekilde vurgular.
Devamını okumak için uygulamamızı indirebilirsiniz: